DOLAR 12,4902
EURO 14,1332
ALTIN 712,881
BIST 1776,41
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 21°C
Sağanak Yağışlı

A Haber, Milletvekili Ayvazoğlu’nun Tweeti ve Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısı…

15.11.2021
117
A+
A-

A Haber, Milletvekili Ayvazoğlu’nun Tweeti ve Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısı…

A Haber, “Başörtülü kıza samuray kılıçlı alçak tehdit! Sosyal Medyaya damga vurdu” başlığıyla bir haber yapıyor. Haber, başörtülü bir üniversite öğrencisinin (Haberde geçen tanım böyle) tez sunumu sonrası attığı; “Bitti. Şovumu da yapayım şöyle” şeklindeki bir Twitter paylaşımını alıntılayarak “Umarım samuray kılıcıyla kesilirsin” gibi aşağılık bir cevap veren bir başka Twitter paylaşımı üzerine yapılmış.

Trabzon Milletvekili Bahar Ayvazoğlu bu haberi alıntılayarak şöyle bir tweet atıyor; “Yazıklar olsun… Başak Cengiz’in acısının şokunu atlatamadan, cani ruhunuzu uluorta kusmak! Gardırop siyasetinizi alın ve cehennemin dibine gidin. Kadınları başı açık/örtülü diye yaftalamadığın zaman “ADAM” lığınız ölçülecek. Tabi öncesinde insan sayılırsanız.”

Ayvazoğlu bu tweetiyle, tweeti atan kişiyi hedef almıyor. Adeta “Gardırop siyaseti” tanımlamasıyla bir kesimi yani açıkçası Cumhuriyet Halk Partisi’ni ya da seçmenini hedef alarak ağır bir dille itham ediyor. İşin aslı, burada kadınları başı örtülü, başı açık dalaşına alet eden, kendisini bu kadar hiddetlendiren haberi özellikle “Başörtülü kız” ayrımı yaparak veren A Haber’den başkası değil. Yani aslında A Haber alışkanlık haline getirdiği genel bir refleks olarak, haberi “Başörtülü Kıza Saldırı” başlığıyla yansıtarak saldırganın özellikle başörtüsünü hedef aldığı mesajını aktarmaya çalışıyor. Dolayısıyla A Haber ve bu haberi yapan editör çok iyi biliyor ki, Başak Cengiz başörtülü olduğu için bir kendini bilmez tarafından samuray kılıcıyla öldürülmedi. Sadece bir kadın olduğu için ne yazık ki öldürüldü. A Haber bunu bir fırsata dönüştürerek toplumu kutuplaştırma görevini yerine getiriyor ve durumu çarpılarak samuray kılıçlı saldırıyı hem başörtüsüne karşı bir eylem olarak hem de “CHP zihniyeti”nin bir ürünü olarak gösteriyor.

Milletvekili Ayvazoğlu ve yüzlerce Ak Parti seçmeni bu haber üzerine sosyal medya hesaplarından, bu ahlaksız tweetin sahibini değil topyekün bir kesimi hedef alıyor. Böylece zincirleme olarak bütün kızgınlık ve nefret CHP’ye yöneliyor. A Haber’in başlattığı bu trol hareketine hepsi aynı anda alet oluyor. Bilinçli ya da bilinçsiz. Buna bir diğer anlamıyla da algı operasyonu deniyor.

Oysa; “Bitti. Şovumu da yapayım şöyle” diye Tweet atan kişinin de, buna cevaben “Umarım samuray kılıcıyla kesilirsin” diyenin de kimlikleri belli değil. İki hesapta takma isimlerle sosyal medyayı kullanıyor. Kişi olup olmadıkları ve hatta varlıkları bile belirsiz. İlk tweeti atan profilinde sadece başörtülü bir fotoğraf kullanıyor ama “friday” takma adıyla yazıyor. İkinci tweeti atansa profilinde ne isim ne de fotoğraf kullanıyor. Yani ortada muhatap yok. Olay, sahte hesaplar üzerinden kurgulanmış bir operasyon gibi görünüyor.

Çok üzülerek belirtmemiz gerekirse Türkiye’de bilinçli olarak, özellikle 15 Temmuz sürecinden bu yana bir kutuplaştırma, ötekileştirme siyaseti uygulanıyor. Bu siyaseti körükleyen belli medya birimleri var. A Haber de ne yazık ki bunların başında geliyor. Ak Parti’ye gönül vermiş seçmenleri bu bilinçli medya propagandası ile bir kesime karşı sürekli tahrik ediyor ve bir yandan da mağdur edebiyatı yapmayı ihmal etmiyor. Bütün bu dil veya üslup tercihinin tesadüfen ortaya çıkmadığını, olayların sıradan gelişimiyle ilgili olmadığını anlamak zor değil.

Milletvekili Ayvazoğlu’nun kalemine ve hissiyatına yansıyan bu üslup da bu medya manipülasyonunun doğal bir yansımasından başka bir şey değil. Sadece ve sadece bu ülkeye, bu ülkenin birlik ve beraberliğine zarar veren, ideolojik ayrımları derinleştirmeye yarayan bu yaklaşımın bir an önce terkedilmesinde fayda var.

Türkiye’de bugün bir başörtüsü sorunu kalmadığı gibi, başörtüsü üzerinden hala mağduru oynamak hiçbir şekilde hiçbir vicdanın kabul edebileceği bir durum değil. Başörtüsü üzerinden bir söylem üretmek bundan sonra olsa olsa bir istismar aracı olur toplum nazarında, başka da bir işe yaramaz. Bu yüzden herkesin başörtüsünden elini bir güzel çekmesi hepimiz adına iyi bir şey olur. Bu noktada konuyu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısına getirelim.

Kılıçdaroğlu birkaç gün önce dört dakikalık bir video yayınladı ve orada geçmişte yapılanlar üzerine düşmanlık üretmenin kimseye bir faydası olmadığı gibi Türkiye’nin de enerjisini tükettiğinden söz etti. Bizim temsil ettiğimiz partilerin de geçmişte hataları olmuştur, bunu da kabul ediyorum dedi ve bir helalleşme çağrısı yaparak bundan böyle bir helalleşme yolculuğuna çıkacağını ifade etti.

Hepimiz şuna inanıyoruz ki, Kemal Kılıçdaroğlu, bundan önceki CHP bürokrasisinin inançlı insanlara reva gördüğü birçok hatanın farkında ve bilincinde bir genel başkan. CHP’den de genel başkanlığı döneminde o eski alışkanlıkları söylemlerine taşıyan birçok siyasetçiyi ihraç etti ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni daha ılımlı, halkla barışık bir yapıya kavuşturdu. CHP’nin başörtüsüyle bir sorunu kalmadığını da söylemek mümkün. Bunu hem Ankara hem de İstanbul’da kazanmasıyla birlikte belediyelerdeki başörtülü çalışanların durumundan da anlıyoruz. Zaten bundan sonra Türkiye’de başörtüsü konusunu siyasete karıştıran kim olursa olsun kaybetmeye mahkumdur. Bunun üzerinden mağduriyet yaratmaya çalışanlar da başörtüsünü yasaklamaya çalışanlar da buna dahildir.

Hangi partiden olursak olalım, gelin bir barış iklimini hep birlikte isteyelim ve bunu millet olarak büyük bir örneklikle dünyaya gösterelim. Barışmamızın, milletçe birlikte tepki vermemizin önünde kim duruyorsa, hangi bürokratik yapı, hangi örgütlü medya ya da hangi tür söylem, bunlara hep birlikte karşı duralım.

Sorunların içinden ancak empatiyle, birbirimize karşı önyargılarımızı kırarak çıkabiliriz. Hem kaş yapayım derken göz çıkarmak ne diye. Demokrasilerde iktidardan birileri gider birileri gelir. Bu bir hizmet yarışıdır. Bunu çok da büyütmeyecek bir siyasi olgunluğa hep birlikte ulaşmanın yollarını aramak en iyisidir. Kamplaştırmak ve seçimleri ideolojik bir yarışa dönüştürmek hepimize zarar verir.

Son günlerde artan provokasyonlara karşı uyanık olmalıyız. Herhangi bir legal partiyi terör örgütleriyle yan yana koyma, bunun üzerinden kapatma vb. gibi söylemleri dile getirenlere karşı dikkatli olmalıyız. Özellikle CHP için son günlerde bunu sürekli yazılarına taşıyan köşe yazarlarının olduğunu görüyoruz. Bunun dile getirilmesi bile gerçekten çok talihsiz. Bu kişilerin bürokratik karar mekanizmaları ve hukuk düzeni üzerindeki etkilerini göz ardı ederek, toplum üzerindeki bölücü, yıkıcı düşüncelerine provokatif katkı yapmamalıyız. Tweetlerimizle, söylemlerimizle buna dikkat etmeliyiz. Özelikle temsil makamındaki kişiler bu konuda daha hassas olmak zorundadır. Unutulmamalıdır ki CHP, Cumhuriyetin kurucu partisidir ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir.

Eğer kızımız, evladımız Başak Cengiz’in sokak ortasında bir cani tarafından durduk yere kılıçla kesilerek öldürülmesinin arkasında bir sebep arayacaksak, kokuşmuş bu medya ve toplum düzeninde bizim nasıl bir payımız var diye oturup bir bakmalı, sağa sola laf yetiştirmeden önce aklıselimle bir düşünmeliyiz. Sabahtan akşama kadar ekranlarda, özellikle kamunun imkânlarıyla çekilen, Osmanlı, Selçuklu dizlerinde yargısızca, dost düşman kafa kesildiğini de yazının sonuna not edelim. Hemen bir suçlu arama yarışına girmeden önce işin bu tarafına da bir göz atalım.

Bu yazının hedefinde Sayın Bahar Ayvazoğlu’nun olmadığı çok açıktır. Aksine Bahar Hanım özellikle son günlerde Araklı’ya hizmet noktasında seferber olmuş bir vekilimizdir. Kıymetli eşi hemşerimiz Ali Ayvazoğlu da ilçemizin yetiştirdiği değerli bir bürokrattır. Bahar Hanım bu yazının sadece esin kaynağıdır.

Son söz; Toplumu karşı karşıya getiren provokatif yapılara, trol hesaplar kullanılarak yapılan operasyonlara karşı aklıselimle davranmak hepimiz için bir vatandaşlık sorumluluğu olmalıdır.

 

Araklı Postası, Başyazar, 15.11.2021

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.