DOLAR 8,8689
EURO 10,474
ALTIN 499,223
BIST 1384,68
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 23°C
Sağanak Yağışlı

İmam Zeynelabidin’in Şam’da Yezid’e karşı yaptığı tarihi konuşma; “Ben, Kerbela şehidi Hüseyin’in oğluyum!”

İmam Zeynelabidin’in Şam’da Yezid’e karşı yaptığı tarihi konuşma; “Ben, Kerbela şehidi Hüseyin’in oğluyum!”
19.08.2021
185
A+
A-

İmam Zeynelabidin’in Şam’da Yezid’e karşı yaptığı tarihi konuşma; “Ben, Kerbela şehidi Hüseyin’in oğluyum!”

İmam Zeynel Abidin’in (a.s) Şam’da Hz. Resulullah’ın Ehlibeytini ve İmam Hüseyin’i tanıttığı bir konuşmadır. Rivayi kaynakların naklettiğine göre, Yezid bin Muaviye’nın saray mollası Yezid’in emri ile minbere çıkmış ve Yezid’i överek Beni Ümeyye’ye salat ve selam göndermiş ve İmam Ali ve evlatlarına çirkin sözler söylemiştir. İmam Seccad (Zeynel Abidin) (a.s) ona cevap olarak bu konuşmayı yapmıştır.

Yezid’in emri ile Şam’da Emevi camisinde Ehlibeyt ve esirlerin huzurunda büyük bir toplantı tertiplenmiştir. Yezit, kendince bu toplantıda Ehlibeyti küçük düşüreceğini sanmıştır. Bundan dolayı bir saray mollasını minbere çıkartmış ve dedeleri için övgüler dizdirmiştir. İşte tam bu sırada İmam Seccad (aleyhi selam) hatibe dönerek şöyle buyurmuştur:

“Sana yazıklar olsun! Kulun hoşnutluğu ve rızasını Allah’ın öfkesine tercih ettin. Kalacağın yeri ateşle doldurdun.”

Sonra Yezid’e dönerek konuşma yapmak istediğini söylemiştir. Anlatıldığına göre Yezid bu isteği kabul etmemiştir, ancak Şamlıların ısrarı üzerine mecbur kalmış ve İmamın isteğini kabul etmek zorunda kalmıştır.

Ehlibeytin (a.s) Şam’a giriş tarihleri tam olarak belli değildir. Bundan dolayı, bu konuşmanın da ne zaman yapıldığı tam olarak belli değildir, ancak bu konuşmanın Ehlibeytin (a.s) Şam’daki esaretlerinin son günlerinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Çünkü Yezit bu konuşmanın ardından Ehlibeytin (a.s) Şam’da kalmasını çıkarlarına aykırı görmüş ve onların Medine’ye dönüşleri için gerekli hazırlıkların yapılmasının emretmiştir.

İmam Zeynel Abidin (a.s) konuşmanın ilk pasajlarında kısaca kendisini ve Ehlibeyti tanıtmıştır. Bu pasajlarda bu ailenin ilim, hilim, şecaatine ek olarak Hz. Hamza ve Hz. Cafer Tayyar gibi ailenin ileri gelenlerinden bazılarının adlarını da anmıştır.

İşte Zeynel Abidin’in (a.s) o tarihi hitabı;

“Ey insanlar, bize altı şey verildi ve yedi şeyle başkalarına üstün kılındık.
İlim, hilim, cömertlik, fesahat, yiğitlik verildi ve müminlerin gönüllerine sevgimiz ihsan edildi. Bizleri (Ehlibeyti) başkalarına şu sebeple üstün kıldı: seçilmiş Peygamber Muhammed bizdendir; onu ilk gerçekleyen, imanını ilk izhar eden Sıddık (Ali), Cafer Tayyâr, Allah’ın ve Resûl’ünün Arslan’ı Hamza ve bu ümmetin, iki torunu (Resûlullah’ın iki torunu soyunu sürdüren iki hayırlı ümmet mesabesinde olan oğulları) ve Deccal’ı öldürecek Mehdi bizdendir.

(Bu kısa tanıtımdan sonra) Beni tanıyan tanır; tanımayana da atalarım ve ailemin kimler olduğunu haber vereyim;

Ey insanlar! Ben Mekke ve Mina’nın, Zemzem ve Sefa’nın Oğluyum.

Ben, abasının eteğinde Hacer’ül-Esved’i taşıyarak yerine yerleştirenin oğluyum.

Ben, tavaf ve sayı herkesten daha üstün edenin oğluyum.

Ben, haccı en üstün eda edenin ve telbiye diyenin oğluyum.

Ben, burâka binip göğe çıkanın oğluyum.

Ben, geceleyin Mescid-i-Harâm’dan Mescid-i Aksa’ya varan peygamberin oğluyum.

Ben, Cebrâil’le Sidretü’l-Müntehâ’ya varan zâtın oğluyum.

Ben, hakkında, «Yaklaştı, yakınlaştı; iki yay kadar kaldı, yâhut daha da yakın» denen zâtın oğluyum.

Ben, Allah Teala’ya en çok yakınlaşanın oğluyum.

Ben, gökte meleklerle birlikte namaz kılanın oğluyum.

Ben, Allah’ın dilediği, kendisine vahyedilenin oğluyum.

Ben, Muhammed Mustafa ve Aliyyü’l Mürteza’nın oğluyum.

Ben, Allah’tan başka ilah yoktur deyinceye ve kelime-i tevhidi ikrar ettirinceye kadar savaşanın oğluyum.

Ben, Resûlullah’ın huzûrunda iki kılıçla savaşanın, düşmana iki mızrakla vuranın, iki kere hicret edenin, iki kere biat edenin, Bedir’de, Huneyn’de kafirlerle vuruşanın, göz ucuyla bakıncaya kadar bile Allah’a şirk koşmayanın oğluyum.

Ben, Müminlerin Sâlihi, Peygamberlerin vârisi olanın, müşrikleri ortadan kaldıranın, dine bidat katanların köklerini kazıyanın, Müslümanların emirinin, savaşların nurunun, ibadet edenlerin ziynetinin, ağlayanlara baş tacı olanın oğluyum.

Ben, sabırlıların en sabırlısının, Peygamberin Ehlibeytinin en üstün namaz kılanının oğluyum.

Âlemlerin Rabbinin Resûlü Yâsîn’in (Muhammed’in) soyundan olan, gecelerini ibadetle geçirenlerin en üstünü bulunanın, Ben, Cebrail’le güçlendirilen, Mikail’le yardım görenin oğluyum.

Ben, Müslümanların haremini koruyanın; Nakisin (Ahdini bozanların başlattığı Cemel savaşı), Kasıtin (Muaviye ve yandaşlarının başlattığı Sıffin savaşı) ve Marikin (Haricîlerin başlattığı Nehrevan Savaşı) ile savaşıp onları öldürenin ve hizipleri (Hendek savaşında İslam ve Müslümanları yok etmek amacıyla bir araya toplanan müşrikleri) dağıtan kimsenin oğluyum.

Ben, Kureyş’in en üstünün oğluyum.

Ben, Allah ve Peygamberinin davetini kabul eden Müminlerden ilkinin oğluyum.

Ben, imanda herkesten öne geçenin, saldırganların belini kıranın ve müşrikleri ortadan kaldıranın oğluyum.

Ben, Allah’ın münafıklar için karar kıldığı oklarından bir ok mesabesindeki kişinin, Allah kullarının hikmet dilinin, Allah’ın dinine yardım edenin, Onun emrinin velisinin, Allah’ın hikmet bostanının ve ilahi ilmi taşıyanın oğluyum.

O, delikanlı, civanmert, cömert, güzel yüzlü, hayırların tamamı, efendi, büyük, yüce, Allah’ın isteklerine razı, sorunlarda önder, sabırlı, daima oruçlu, her türlü kirlilikten pak ve çok namaz kılandır.

O, düşmanların neslinin kökünü kazımış, küfür topluluklarının omurgasını kırmıştır.

O, sabit ve güçlü bir kalbe, sağlam ve dayanıklı bir iradeye ve yıkılmaz bir azme sahiptir. Mızraklar savaşta birbirlerine çarpıp karıştığında onları bir değirmen gibi ufalayıp un ufak eden ve rüzgara savurduğu cesur bir aslan gibidir.

O, Hicaz’ın aslanı, Irak’ın efendisi ve büyüğüdür. Mekki, Medeni, Hifi, Ukabi, Bedri, Uhudi, Şeceri ve muhaciridir ki tüm bu sahnelerde yer almıştır. (bu bölgelerde yaşanan tüm savaşlara katılmıştır)

O, Arap’ın efendisi, savaş meydanının aslanıdır; iki meş’arın varisi ve iki oğlun Hasan ve Hüseyin’in babasıdır.

Evet o, (ki tüm bu sıfat ve özellikler yalnızca ona özgüdür) dedem Ali bin Ebu Talip’tir.”

 

Sonra şöyle buyurdu:

“Ben, dünya kadınlarının efendisi Fatımatu’z-Zehra’nın oğluyum.

Ben, Kerbela şehidi Hüseyin’in oğluyum.

Ben yüceler yücesi Rabbimin vahiy gönderdiği kimsenin oğluyum. Ben Kerbela’da katledilen Hüseyin’in oğluyum.

Ben, Ali Murtaza’nın, Muhammed Mustafa’nın, Fatıma Zehra’nın, Hatice Kübra’nın, Sadru’l-Münteha’nın ve Tuba ağacının oğluyum.

Ben Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib’im!

Ben malı yağmalanmış, ailesi esir alınıp buraya getirilmiş adamın oğluyum.

Ben Fırat’ın kenarında şehit edilen, kimsenin kanını dökmeyen, boynunda kimsenin hakkı bulunmayan o büyük insanın oğluyum.

Ben, kana bulanmış kişinin oğluyum.

Ben kanını son damlasına kadar Rabbi uğruna verip al kanlara boyanan o eşsiz yiğidin oğluyum.

Ben, mateminde meleklerin ağladığı kişinin oğluyum.

Ben, kuşların mateminde hıçkırarak ağladığı kişinin oğluyum.”

 

İmam Zeynel Abidin (aleyhi selam) o kadar bu iftihar dolu hamasetlerden bahsetmiştir ki insanların ağlama sesleri yükselmiş ve büyük bir tepki ve inkılap oluşmuştur.

Yezid oradakilerin heyecan ve gazap ile karışık pişmanlık duygularını görünce paniğe kapılmış ve müezzine ezan okumasını istemiştir. Bu şekilde İmam Zeynel Abidin’in sözünü bastırabileceğini ve susturacağını düşünmüştür.

Müezzin kalktı ve ezan okumaya başladı.

Allah-u Ekber dediğinde İmam Seccad (a.s) şöyle buyurdu:

Allah’tan daha büyük hiçbir şey yoktur.

Eşhedü enne ilahe illallah dediğinde, İmam aleyhi selam şöyle buyurdu: etim, kemiğim, kanım, derim, kılım Allah’ın birliğine tanıklık etmektedir.

Eşhedü enna Muhammeden Resulullah dediğinde, İmam aleyhi selam Yezid’e dönerek şöyle buyurdu: Adı anılan Muhammed senin mi deden yoksa benim mi dedem? Eğer deden olduğunu iddia edersen yalan söyler ve kafir olursun ve eğer benim dedemse neden onun ailesini öldürdün ve hepsini kılıçtan geçirdin?!

Sonra müezzin ezanın gerisini okumuş ve Yezid kalkarak öğlen namazını kılmıştır.

 

Zeynel Abidin, Kerbela’da katledilen Hz. Peygamber’in torunu Hz. Hüseyin’in Kerbela katliamından sağ kurtulan tek oğludur. (AP)

 

Kaynak; WikiShia, Wikipedia

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.