DOLAR 9,5277
EURO 11,0767
ALTIN 547,931
BIST 1509,2
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 18°C
Az Bulutlu

Trabzonspor Neden Kaybediyor?

 

 

Geçen sezon Hüseyin Çimşir görevinden ayrılmış ve Eddie Newton henüz göreve gelmemişti. O günlerde saygın bir futbol yorumcusu; bir televizyon programında “Trabzonspor teknik direktör işini hafife alıyor” demişti.

Evet, Trabzonspor teknik direktör işini Ünal Karaman’dan bu yana ciddiye almıyor. Bu çok haklı bir tespit.

Yardımcı çalıştırıcılarla yola devam etme düşüncesi yönetimin takıma, takımın oyununa, taktik anlayışına ve hocasına her zaman müdahale edebilme kozunu elinde bulundurma kaygısının bir sonucu. Çimşir’den sonra Abdullah Avcı ile prensipte yapılan anlaşmanın son anda bozulması ve Avcı’nın görev almak istememesi de tamamen bu durumla ilgili bir konu.

Ligin ilk maçında da bu anlayışın sonuçlarıyla acı bir biçimde yüzleşmiş olduk.

 

 

 

 

Bu oyun Sörloth’un ve Trondsen’in yokluğuyla ne kadar ilgili?

Anadolu takımlarının, özellikle de Trabzonspor gibi kendi şahsına münhasır bir şehrin takımının şampiyonluğu elde etmesi devam eden bir istikrara bağlı.

Yusuf Yazıcı ve Abdülkadir Ömür ile birlikte son yıllarda altyapıdan yetişen oyuncuların takımda aldığı sorumluluklar ve deneyimli bazı yabancı futbolcuların da katkısı ve işbirliğiyle belirli bir disiplin anlayışı içinde takım iyi bir noktaya taşındı. Bunda Ünal Karaman’ın tavizsiz teknik adamlığı, disiplin anlayışı, çalışkan ve fedakar tutumu ve en önemlisi de futbolcular üzerinde sağladığı üstünlük çok ama çok etkiliydi.

Fakat Trabzonspor’u yönetenler kerameti kendilerinden menkul zannettiler.

Ünal Karaman’ın gidişiyle başlayan çözülme geçen sezonun son haftalarında kendini göstermeye başlamıştı ve Beşiktaş maçıyla da nihayete ermiş oldu. Sonuç olarak bu maçta forvet hattı, oyun kurucu orta sahası ve defans hattı olmayan bir takım izledik.

Bu sonuç kesinlikle tesadüfi bir sonuç değil. Sörloth’un gidişi ve yeni transfer Trondsen’in sakatlığıyla da hiçbir ilgisi ne yazık ki yok.

 

 

 

 

Trabzonspor neden kan kaybediyor?

Birkaç maddeyle bunun sebeplerini sıralamaya çalışalım.

Birinci sebep kesinlikle hoca işinin hafife alınmasıdır. Hoca bir takımın transfer politikasından, takım disiplininden ve taktik anlayışından sorumludur. Trabzonspor gibi bir takımı her gelen sese kulak veren bir hoca yönetemez.

Trabzonspor’da hoca olarak görev yapacak kişi en azından bir takımı şampiyonluğa taşımış, UEFA liglerinde oynatmayı başarmış, çalıştırdığı kulüplerin müzesine birkaç kupa hediye etmiş deneyimde ve vasıflarda bir kişi olmalıdır.

Yapılan transferlerin birçoğu vasat ve vasatın altında olup takıma ekstra bir katkı sunamamışlardır. Özellikle takımın açık verdiği en önemli alan defans hattına hala çok etkili bir stoper transfer edilememiştir.

Geçen yıl oldukça başarılı performanslar ortaya koyan ve bireysel yetenekleri güçlü futbolculara sahip Anadolu takımlarından tek bir futbolcu bu sezon takıma kazandırılamadı. Bunun yerine Avrupa’dan ucuz futbolcu arayışına gidildi.

Geçen yıl tek başına takımı sırtlayan Sörloth’un, en az onun yarısı kabiliyetinde bir yedeği hiçbir zaman olmadı. Bu yıl Sörloth’un gidişiyle forvet hattı tamamen boşaldı.

Yedek kulübesi ciddiye alınmadı. Genç oyuncularla bu işin sürdürülebileceği hatasına düşüldü. Oysa her as futbolcunun en az onun kadar yetenekli bir yedeğinin olması gerçeği unutuldu.

Yerli ve genç oyuncuları sahiplenecek motive edecek ve takımın içinde yer almalarını sağlayacak, Ünal Hoca’dan sonra kimse çıkmadı. Abdülkadir Parmak, Serkan Asan, Hüseyin Türkmen gibi oyuncular giderek performanslarının üstüne bir şey koyamadılar.

Takım, saha içini yönetecek, oyuncuları motive edecek bir futbolcuya, yani gerçek anlamda bir kaptana sahip değil.

Öyle ya da böyle geçen yıl bu takımı sırtlamış, ligi ikincilikle bitirmiş, bir de kupa kazanmış kadro elde tutulamadı. Ndiaye gibi bir oyuncuyu bile bu maçta mumla aradık.

Özetle bunları saymak mümkün.

Hata üstüne hata yaptığınızda ne yazık ki elde edilmiş kazançları da bir anda kaybediyorsunuz.

 

 

 

 

Trabzonspor bir şirket gibi yönetilemez

Trabzonspor’un düşüşü Yusuf Yazıcı’nın Fransa’ya gittiği gün başlamıştı kanaatimizce. Yusuf Yazıcı, Abdülkadir Ömür, Uğurcan Çakır gibi evinizde yetiştirmiş olduğunuz futbolcuları her ne pahasına olursa olsun bu takım şampiyon olana kadar elinizden çıkaramazsınız. Çünkü burada bir şirket değil 36 yıldır şampiyonluğu bekleyen bir şehrin hayalleri söz konusudur. Al sat mantığıyla o şampiyonluğu elde edemezsiniz.

Bugün takımın ve futbolcuların medya yoluyla eleştirilmesi ya da hakem hataları ve sakat oyuncuların arkasına saklanamayacak kadar arkasında ciddi sebeplerin olduğu bir başarısızlık ortadadır.

Böyle giderse Eddie Newton’un görevini 5 veya 6 hafta sürdürebilmesi de sürpriz olacak. Eddie Newton’un gidişi de mevcut yönetimin gidiş sürecini hızlandıracaktır.

Hep birlikte bekleyip göreceğiz…

 

 

 

 

 

 

 

 

Araklı Postası, Başyazı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.